Müzik: Bedrich Smetana “Vltava” Yazı ve Fotoğraflar : Yüce Ayhan
Soğuk ve kasvetli bir pazar sabahını, “ahmak ıslatan” bir yağmur altında, kentin uzak bir köşesinde mezarlık gezmeye ayırmak pek akıllı işi olmasa gerek.
Decartes "Cogito ergo sum" dediğinden bu yana insanoğlu varoluşunu sorgular durur. "Neden varım?" sorusu gerçekte yanıtı aranan bir soru değil, bireyin kendi algısı ile varoluşunu, yaşamını anlamlandırma çabasıdır tümüyle.
Günümüzde egemen ideoloji tarafından şekillendirilen "küresel" yaşam biçiminin aslında hepimiz için birer "fasit daire" olduğunu görüyoruz. Yeryüzünde her birimiz -bir Homo capitalismus olarak- özünde aynı tekdüze hayatları yaşıyoruz, başka ülkelerdeki aynılaşmış kentlerde.
Bu nedenle yaşantımızdaki küçük kıpırdanışlar belki büyük bir anlam katmıyor hayatımıza ama bu sıkıcı fasit daireyi ucundan kıyısından hırpalıyor.
Kocaman bir dünya, benzersiz doğal yaşam şekilleri var farklı coğrafyalarda, bizi bekleyen. Gezmenin, yemenin, içmenin, hayatın keyfini sürmek için, agito*.