ASRIN MUAMMASI-AVRUPANIN EVLADI: NÜRNBERG/ANSBACH

Orta Çağ’da, Nürnberg’te, hayvansal yağ ve deri ticaretinin yapıldığı kuyruk yağı pazar meydanı, Unschlittplatz’da sekiz numaralı binanın önünde, kendisine büyük gelen partal giysileriyle ve elinde şişkin, kapalı bir zarf ile dikilen delikanlının gizemi günümüzde de çözülebilmiş değil.
28 Mayıs 1828 günü bir kunduracının karşısına dikilen, nereden çıktığı belirsiz, konuşması anlaşılmaz, davranışları ürkütücü oğlanı Nürnberg 6. Süvari Alayı’na zarfın üzerinde ismi yazan yüzbaşıya götürdüler. Zarfta iki mektup vardı. Birincisi, muhtemelen yıllar önce yazılmış, 30 Nisan 1812’de doğan, 6. Süvari Alayı’ndan bir asker olan babası ölmüş, Kaspar isimli bebeğini yoksulluk nedeniyle bakamadığı için terk ettiğini ifade eden annenin mektubuydu. İkinci mektup ise bebeği 7 Ekim 1812’de bulup yıllarca ona baktığını, okuma yazma öğrettiğini, dini eğitim verdiğini, ancak artık ona bakamayacağını belirten fakir bir gündelikçi işçiye aitti.
Mektuplardan 16 yaşında olduğu anlaşılan, doğru dürüst konuşamayan, garip tavırlar gösteren delikanlı önüne kağıt kalem konduğunda kusursuz bir el yazısıyla ismini yazar: Kaspar Hauser
Tehlikeli bir yabani olarak görülen, ne idüğü belirsiz delikanlıyı Nürnberg Kalesi’nde bir kuleye kapatırlar. Bir bebeğinki kadar pürüzsüz ayak tabanları ve el ayaları dikkat çekmektedir. Yatmadan, daima oturur vaziyette uyuması, ekmek ve su dışında bir şey yiyip içememesi şaşırtıcıdır. Ayrıca perspektif ve mesafe algısında bozukluk, cansız nesneleri ayırt edememesi gibi gariplikler de vardır. Kulede geçen iki ayın sonunda delikanlının yıllarca ağır tecrit altında, insan yüzü görmeden büyümüş bir yabani çocuk olduğuna karar verilir. Nürnberg belediye başkanı tarafından kuleden çıkarılır ve kıdemli öğretmen George Friedrich Daumer’in himayesine verilir.
Nürnberg’de kenti gezmek bir anlamda da Kaspar Hauser’in izini sürmek demek. Delikanlının ortaya çıktığı pazar meydanının az ötesinde bulunan Beyaz Kule (Weiße Turm) gezi için iyi bir başlangıç noktası. Bir zamanlar şehre giriş-çıkışlarının denetlendiği bir kapının başında yer alan kule günümüzde oldukça hareketli bir meydan olan Ludwigplatz’da dikiliyor. Kulenin yanı başında, Hans Sachs’ın bir şiirinden esinlenen heykeltıraş Jürgen Weber’in “Evlilik Karuseli” adlı heykeli, kentteki en dikkat çekici eserlerden biri. Zaman içinde değişen aşamalarıyla bir evlilik tasviri olan bu eserde ilk tutkudan sadakatsizliğe, geçim derdinden yabancılaşmaya, yaşlılıktan ölüme kadar çeşitli temalar yer alıyor.
Ludwigplatz’dan ilerleyip Kaspar Hauser’ın ortaya çıktığı pazar meydanını geçer geçmez, kenti ikiye bölen Pegnitz Nehri’ni aşmak için yapılan çok sayıda köprüden ilki, Cellat Köprüsü (Henkersteg) çıkıyor karşımıza. Makbul görülmeyen meslek erbabı olan cellatların kendilerine tahsis edilmiş Cellat Kulesi’ne gidip gelirken, halktan kimselerle karşılaşmamaları için özel olarak yapılmış zamanında. Köprüden diğer ucunda yer alan Bit Pazarı (Trödelmarkt) adacığında ismine kaynaklık eden bit pazarından eser yok şimdilerde. Alışveriş ve yeme içme açısından bir cazibe merkezi olan Trödelmarkt adacığının diğer ucunda, dönemin Kutsal Roma Germen İmparatoru IV. Karl’ın adıyla anılan köprü (Karlsbrücke) Pegnitz Nehri’nin kuzeyine geçiş sağlıyor. Bu bölge eski şehrin kalbi. Kentin ana meydanı Hauptmarkt, olağan zamanlarda sebze-meyve tezgahlarının kurulduğu, seyyar yeme-içme mekânlarının dizildiği büyük bir pazar yeri olsa da, yılbaşına yakın Noel pazarlarına ev sahipliği yapan bir alan olmasıyla ünlü. Meydanın bir tarafında yer alan Meryem Ana Kilisesi (Fraunkirsche) yalnızca gotik ihtişamıyla değil, her gün öğleyin 12:00’de çalmaya başlayan mekanik saatiyle de dikkat çekici. Kalabalıkların yoğun ilgisini çeken bu mekanik gösteri, yedi elektör prensin tahta oturan IV. Karl’ın önünden saygıyla geçişlerini yansıtmakta. Bu yedi figür, IV. Karl’ın 1356’da yayımladığı Altın Ferman (Goldene Bulle), imparatoru belirleme yetkisini verdiği yedi farklı makam sahibini temsil etmektedir. Altın Ferman, papanın imparator seçme yetkisini ve imparatora taç giydirme ritüelini sona erdiren; dolayısıyla Orta Çağ Avrupası’nda sıkça görülen taht kavgalarını ve iç savaşları bitirmeye yönelik bir anayasal metin niteliğinde. Kilisenin karşısında, pazar yerinin diğer tarafında bulunan göz alıcı renklere sahip Güzel Çeşme (Schöner Brunnen) üzerindeki dört katmandan üçüncüsünde de aynı yedi figür göze çarpıyor. Orijinal parçaları koruma altına alınmış ve aslına sadık kalınarak 1903 yılında yapılmış replika olan Güzel Çeşme, üzerinde başarılı bir demir işçiliği ile gizlenmiş biri altın sarısı, diğeri siyah demir iki halkanın, sol elle 3 kez saat yönünde çevrilirse dileklerin gerçekleşeceğine ve şans getireceğine olan geleneksel inanış nedeniyle Nürnberg’de en çok rağbet gören eserlerden biri.
Pazar yerinin üst tarafında bulunan tarihi belediye binası (Rathaus) ve San Sebald Kilisesi arasından yokuş yukarı yürüyerek kale tepesine ulaşılıyor. Kaleye girmeden önce tepenin hemen altında, geleneksel ahşap evlerin yan yana sıralandığı Weißgerbergasse ve Nürnberg’li ressam Albrecht Dürer’in evi görülmeye değer. Nehre yakınlığı nedeniyle bir zamanlar deri tabakhanelerinin bulunduğu ve zengin deri tüccarlarının ahşap kirişli, dik çatılı rengarenk evleriyle süslü Weißgerbergasse, Tabaklar Caddesi anlamına geliyor zaten. Caddeye açılan Tiergartnertör meydanında ise Albrecht Dürer Evi (Albrecht Dürer Haus) yer alıyor. Yenilikçi bir Rönesans ressamı olan Albrecht Dürer’in ölümüne dek yaşadığı ve eserlerini ürettiği bu ev Avrupa’da 16.yüzyıldan günümüze dek hiç bozulmadan kalmış tek sanatçı evi olması nedeniyle önemli. Aslında, İkinci Dünya Savaşı’nda Nürnberg’i neredeyse yerle bir eden bombardımandan zarar görmüş, ancak yıkılmamış ve 1949 yılında aslına uygun şekilde onarılmış. Bugün Albrecht Dürer Müzesi olarak işlev gören ev, ressamın kendisinden önce basit bir zanaat olan baskı tekniğini geliştirerek ürettiği sanat eserleri hakkında fikir sahibi olmak için bir fırsat sunuyor.
Bir zamanlar Kaspar Hauser’in kapatıldığı Nürnberg Kalesi Kaiserburg olarak anılıyor. Bunun sebebi, Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’nun fiili başkentinin Nürnberg olması ve Nürnberg Kalesi’nin de konaklama için imparatorların öncelikli tercihi olması. Altın Ferman’a göre her seçilen imparator ilk toplantısını Nürnberg’de yapmak zorundaymış ve çoğunlukla da toplantı mekânı Kaiserburg olurmuş. Konumu ve etrafını saran devasa hendekleri nedeniyle Orta Çağ boyunca kuşatmayla, askeri güçle ele geçirilemeyen kalenin hendekleri günümüzde Nürnberg Bira Festivali’ne ev sahipliği yapmakta.
Kaleyi dolaştıktan sonra şehrin doğu yakasından yürüyüp Fraunkirche’nin arkasından ilerleyince Müze Köprüsü (Museumbrücke) ve köprü üzerindeki Kutsal Ruh Hastanesi (Heilig-Geist-Spital) karşımıza dikiliyor. Yaşlı ve bakıma muhtaç bireyler için 1339’da inşa edilmiş bu hastane. 16. yüzyılda Pegnitz Nehri üzerinde uzanan su kemerlerinin üzerine yayılarak genişletilmiş ve bugünkü görkemli haline ulaşmış. Hastane binasında, 15-18. yüzyıllar boyunca Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu’nun kutsal emanetleri saklanmış. Günümüzde yaşlı bakım evi işlevini sürdüren bina geleneksel lezzetler sunan bir Frankonya restoranına da ev sahipliği yapıyor. Bu binanın hemen arkasında Hans-Sachs-Platz meydanı yer alıyor. Hans Sachs, Nürnberg’de hayatı boyunca kunduracılık zanaatını sürdürmüş bir ozan. Saray dili yerine Nürnberg halkının kullandığı gündelik dil ile yazdığı şiirler, şarkılar ve oyunlar çok sevilmiş. Richard Wagner, Nürnbergli Usta Şarkıcılar operasının baş karakteri yaparak onurlandırmış, altı binden fazla eser vermiş olan ozanı. Adını verdiği meydanda bronz sureti oturuyor bu gün elinde kitabıyla. Pegnitz Nehri’nin öte yanında ise kentin en görkemli gotik mimari eseri Aziz Lorenz Kilisesi (Lorenzkirche) dikiliyor.
Nürnberg, Luther reformlarına itibar eden ilk protestan başkentlerden biri olmasına ragmen değişim sürecinde Katolik kiliselerindeki vitray, heykel ve resimler imha edilmeyip korunmuş. Bu da kenti farklı Hristiyan mezhepleri için bir çekim merkezi haline getiriyor. Her yıl haziran ayında, Paskalya’dan 60 gün sonraki ilk perşembe günü kutlanan Katolik yortusu (Fronleichnam) için Nürnberg’e gelen yüzlerce Protestan, Saint Sebald Kilisesi’nde ayine katılıp Meryem Ana Kilisesi önündeki pazar meydanında toplu halde kutsama ritüeliyle günümüzde sıradışı bir dini etkinliğe de ev sahipliği yapıyor.
Nürnberg’de görülecek yerler sadece eski tarihi şehirden ibaret değil. Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’nun başlıca “Alman” kenti olması, Nazi lideri Hitler için şehri önemli kılmış. Nazi rejiminin propaganda başkenti ilan edilen şehir, Nazi ırkçılığının hukuksal zeminini oluşturan yasalarıyla da ünlü maalesef. Nürnberg Kanunları olarak adlandırılan yasal düzenlemeler ile soykırımın temelleri burada şekillendirilmiş. Şehir Nazilerin şaşalı güç gösterilerine sahne olmuş. Nürnberg’in güneydoğusunda on bir kilometrekareye yayılan bir alanda, Hitler’in konuşmalarını yaptığı Zeppelintribün ile karşısında Nazi kıtalarının tören yürüyüşlerini yaptığı Zeppelinfeld, bugün kentin en önemli yeşil alanlarından biri. Bitişiğindeki gölün yanı başında Roma Kolezyumu’ndan esinlenerek inşa edilmiş devasa kongre salonu Kongresshalle ise devam eden restorasyonu nedeniyle şimdilik bir şantiye alanı. Bu yapının kuzey kanadında ise Nazi terörünü belgeleyen bir dokümantasyon merkezi (Dokumentationszentrum) bulunuyor. İkinci Dünya Savaşı sonrasında tarihe tanıklık etmiş bir diğer önemli yapı ise Nazilerin yargılandığı Nürnberg Duruşmaları’na ev sahipliği yapan Adalet Sarayı (Justizpalast). 20. Yüzyılın başında inşa edilen Adalet Sarayı, tamamlandığında 350 metrelik uzunluğuyla Bavyera Krallığı’nın en uzun binası olarak ünlenmiş. Ancak İkinci Dünya Savaşı sonrası Nazilerin yargılandığı uluslararası mahkemeye ev sahipliği yapınca ünü katlanmış. Nazilerin yargılandığı salon, bugün bir müze olarak korunuyor. Adalet Sarayı’nın tarihinde dikkat çeken bir başka olay ise Adolf Hitler’in henüz Nazi lideri değilken, 1925 yılında bir hakaret davasında -yıllar sonra Nürnberg duruşmalarının yapılacağı 600 numaralı salonda- tanık kürsüsüne çıkmış olması. Hitler’in lehine tanıklık yaptığı Julius Streicher, o günkü duruşmada hüküm giymekten kurtulsa da yıllar sonra -kurucusu olduğu Der Stürmer gazetesiyle yaydığı antisemitizm ve Nazi propagandasının sanığı olarak- bu salona ikinci kez gelişinde insanlığa karşı işlediği suçlardan dolayı “baş savaş suçlusu” olarak idama mahkum edilmiş.
Nürnberg’de, Friedrich Daumer’in himayesindeki Kaspar Hauser ise Almanca okuma ve yazmayı iyice öğrenip kendini ifade edebilecek duruma geldiğinde geçmişine ışık tutacak bilgiler verebilmiş.Nürnberg pazar meydanında insan içine çıkana dek, zifiri karanlık, dar bir hücrede, neredeyse daima oturur vaziyette on altı yıl geçirdiğini, sadece ekmek ve su ile beslendiğini, küçük bir oyuncak tahta atın eşlik ettiği zindandaki karanlık yıllarında hiçbir insan yüzü görmediğini anlatan Kaspar Hauser, Nürnberg’te geçirdiği bir yılın sonunda hamisi Friedrich Damuer’in evinin mahzeninde, yüzünü siyah bir ipek bir maske ile gizleyen, kara giysili bir kişinin bıçaklı saldırısına uğradı, yaralandı ama ölmedi. Bu saldırı, Kaspar Hauser’in üzerindeki gizemi artırdı. Kimileri delikanlının Baden tahtının varisi olduğunu ve tahttan uzak tutulmak için ölü bir bebekle değiştirildiği dedikodularını yaydı. Kimileri de saldırıya dair bir tanık bulunmaması nedeniyle Hauser’in ilgi çekmek için düzmece bir hikâye anlattığını öne sürdü. Bütün bu gelişmeler Lord Stanhope’un ilgisini çekince, Kaspar Hauser bu İngiliz aristokratın himayesine girdi. Ancak bir süre sonra Kaspar’ın tutarsız davranışlarına, bazı yalanlarına tanık olan Lord Stanhope, delikanlıya olan sempatisini yitirdi. Ocak 1832’de Kaspar Hauser’i başka bir Bavyera kentine, Ansbach’a gönderdi. Ansbach’ta öğretmen Johan Georg Meyer’in yanına bırakılan Kaspar Hauser, bir süre sonra Ansbach adliyesinde zabıt katibi olarak çalışmaya başladı.
Ansbach, Nürnberg’e 30-40 dakikalık mesafede yer alan tarihi bir Orta Frankonya kenti. Trenden iner inmez, istasyondan beş dakikalık yürüyüş mesafesinde Ansbach Hofgarten, yani devasa bir saray bahçesine ulaşılıyor. Hofgarten’in tam ortasında yer alan limonluk (Orangerie), esasen saraya ait narenciye ağaçlarını soğuktan korumak için inşa edilmiş; ancak ilerleyen zamanlarda Ansbach uç beyinin (Markgraf) yazlık sarayı olarak kullanılmış görkemli bir yapı. Markgraf, Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’nda imparatorluğun sınır bölgelerini korumakla görevli, idari ve askeri yetkilerle donanmış uç beylerini tanımlamak için kullanılan bir sözcük. Orangerie’nin yanı sıra ilerleyip bahçeden çıkınca uç beyinin sarayı (Rezidenz) karşılıyor ziyaretçileri. Rokoko mimari sanatının estetiğini sergileyen sarayın önündeki meydandan (Schlossplatz) ilerleyerek Kaspar Hauser Meydanı’na varılıyor. Bu meydanda Markgrafen Müzesi’ni geçip sağa dönünce bitişik nizam, geleneksel Bavyera evleriyle kentin tarihi dokusuna nüfuz etmek mümkün. Taşıt trafiğine kapalı, geniş bir yaya bölgesi olan eski kent merkezinde Saint Gumbertus ve Saint Johannis kiliseleri yükseliyor. Kiliselerin gölgesinde ise kafelerde, birahanelerde dinlenen ve demlenen insan kalabalığı. Eski kentin merkezinde Kaspar Hauser anısına dikilmiş iki figürden oluşan bronz heykel yükseliyor. İlki Nürnberg’de ortaya çıktığı günkü haliyle buluntu çocuk, ikincisi Ansbach’ta hayata veda eden zabıt katibi Kaspar Hauser.
Kaspar Hauser’in Ansbach’taki ölümü de Nürnberg’de ortaya çıkması kadar esrarengiz. Annesi hakkında bilgi vermek bahanesiyle çağrıldığı gizli buluşma için 14 Aralık 1833 günü Hofgarten’e giden Kaspar Hauser burada uğradığı bıçaklı saldırıda ölümcül bir yara aldı. Birkaç gün sonra, 17 Aralık 1833’te yaşamını yitirdi. Kaspar Hauser’in bıçaklandığı yerde anıtsal bir gotik sütun yer alıyor; üzerinde Latince bir yazı: Hic occultus occulto occisus est.
Gaipten gelen, burada öldürüldü gizlice.
Ansbach’ta geçirdiği kısa ömründe Kaspar Hauser’in defalarca geçtiği Herrieder Tor, eski kent merkezinin güney kapısı. Bu kapıdan çıkınca ve Saray Meydanı’ndan başlayarak eski kenti çevreleyen ana caddeyi (Promenade) geçince on beş dakikalık bir yürüyüş mesafesinde şehir mezarlığı (Stadtfriedhof) var. Burası Kaspar Hauser’in ebedi istihbaratgâhına ev sahipliği yapıyor. Bu nedenle Ansbach ziyaretçilerinin önemli bir uğrak noktası.
Aslında mezarlık, Avrupa’da çok sık rastlanmayan bir mimari yapıya sahip. İtalyancada kutsal alan anlamına gelen Camposanto tarzı mezarlık mimarisinin bir örneği olan yapı, üstü açık, dikdörtgen bir orta alanı çevreleyen revaklı koridorlar ve bu koridorlara açılan sıra sıra dizili mezar odalarıyla karakterize. Bu dörtgen kabir düzenine Almanlar Gruften-Viereck adını vermiş. Ansbach şehir mezarlığında kentin ileri gelen ailelerine mensup kişilerin defnedildiği kabirleri barındıran 160 mezar odası bulunuyor. Kaspar Hauser’in mezarı ise orta kısımdaki açık alanda yer alıyor. Titiz bir otopsiden sonra 20 Aralık 1833 günü hatırı sayılır bir kalabalık eşliğinde buraya defnedilmiş.
Kaspar Hauser’in Ansbach Markgrafen Müzesi’ndeki kanlı giysilerinden elde edilen örneklerle yakın zamanda yapılan DNA incelemeleri delikanlının bir hanedan varisi olamayacağı anlaşılmış. Yine de Kaspar Hauser sadece Nürnberg ve Ansbach ile sınırlı kalmayan bir üne kavuşmuş. Avrupa’nın evladı olarak anılacak kadar benimsenmiş geniş bir coğrafyada.
Ansbach kent mezarlığında gömünün üzerinde dikili taş üzerindeki Latince yazı delikanlının yaşamını özetliyor bir anlamda:
Hic jacet Casparus Hauser, aenigma sui temporis, ignota nativitas, occulta mors.
Burada asrın muamması Kaspar Hauser yatıyor. Doğumu meçhul, ölümü esrarengiz.










