Agito ergo sum ! -

Avrupa

05 Eylül 2017

Galilei’nin Kürsüsü

Yazı ve fotoğraflar: Yüce Ayhan

Müzik: John Downland-Lachrimae

Lavta: Christopher Morrongiello

Ülkenin pek çok gözde kenti varken fazlaca üne sahip olmayan bu kente öncelik vermemiz bilinçli bir tercihti. Mestre istasyonundan Venedik’e akan turist kalabalığının tersi istikamette, trenle 15-20 dakikalık kısa bir yolculuktan sonra vardığımız Padova günümüzde sakin bir taşra kasabası gibi görünse de hem tarihiyle, hem de yaşadığımız coğrafya ile şaşırtıcı bağlantısı nedeniyle önemli bir yer.

(daha fazla…)

Yunanistan

27 Ocak 2017

Drama Köprüsü

Yazı ve fotoğraflar: Yüce Ayhan

Müzik: Anonim- Drama Köprüsü

Bağlama: Tufan Kumaş

Yol kıyısında durmuş ne yöne bakmamız gerektiğini kestirmeye çalışırken karşıdan gelen küçük otomobil yavaşladı, sürücü penceresini açtı ve soruyu yapıştırdı şiveli bir Türkçe ile, selamsız sabahsız:

-Türk müsünüz?

Cevabı verince  selam faslı arkadan geldi. Açık camdan muhabbete başladık amcayla. Meğer burada duranlar neredeyse daima Türkiye’den gelenlermiş. Birkaç yıl önce Türkiye gazetelerinde çıkan “Drama köprüsü bulundu” haberinden sonra da gelenlerin sayısı epeyce artmış. Amcama sorarsan köprü filan yokmuş buralarda, bizim görmeye çalıştığımız yapı da eski bir su kemerinden başka bir şey değilmiş zaten.

(daha fazla…)

İzlanda

10 Ekim 2016

Arzın Merkezine Seyahat



Yazı ve fotoğraflar: Yüce Ayhan

Müzik: Adrian Von Ziegler-Slava, Moy Brat

Kuzeye doğru Niflheim uzanırdı, buz ve karla kaplı
Muspell vardı güneyde, ateş ve alevler içinde kaynayan
İkisinin arasındaysa bir muazzam boşluk, Ginnungagap

Kuzeyden buraya zehirli bir nehir akardı
Akar akar  donardı
Kırağı ve buz olurdu tabaka tabaka
Güneyden esen sıcak yel eritti buzu damla damla

O damlayla başladı hayat
Uğursuz orman devlerinin ilki
Ymir vücut buldu damlalardan

İlk insan Büri ise bir kayada şekillendi
Önce saçları, sonra kafası
Ve üçüncü günün sonunda tüm gövdesiyle

Büri’nin torunları, Odin ile kardeşleri
Cenk edip öldürdü devlerin babasını
Ve devlerin saltanatı sona ererken
Ginnungagap’a atılan devin cansız bedeninden yeryüzü oldu

Kanı su oldu okyanuslara,  eti toprak
Kemiklerinden dağlar, dişlerinden kayalar
Saçlarından çayırlar ve ağaçlar doğdu*

*Prose Edda (Slav Mitolojisi)


Yaradılış öyküleri çoğunlukla birbirine benzer ilahi metinlerde. Kuzeyin hikayesinin çarpıcılığı ise aşina olmadığımız bir coğrafyayı bu denli iyi betimlemesinden olsa gerek.

(daha fazla…)

Avrupa

04 Aralık 2015

Canterbury Hikayeleri

Yazı ve fotoğraflar: Yüce Ayhan

Müzik: Artefactum-Llgada al Mercade de Oxford


Bir haziran sıcağında indik trenden, öğle saatlerinde. İstasyondan çıkıp  ıssız sokaklarda dolandık “Batı Kapısı”na varıncaya dek. Roma egemenliğindeyken şehri çepeçevre saran surlar, yıllara direnemeyip yıkılınca orta çağda onarılmış; onarılırken de görkemli kulelerin eşlik ettiği kapılarla süslenmiş ama modern zamanları yedi kapıdan biri görebilmiş ancak.

(daha fazla…)

Kuzey Amerika

05 Eylül 2015

“Buraların halkı”

 


Yazı ve fotoğraflar: Yüce Ayhan

Müzik: The Ramrods-Ghost riders in the sky


Sacramento nehri kıyılarında, bir hızar atölyesi inşası sırasında 24 Ocak 1848’de bulunan bir altın külçesi pek çok insan için yeni bir hayat muştusu olmuş,  Amerika’dan ve (Türkiye de dahil) dünyanın pek çok yerinden göçmeni yeni fırsatlar sunan topraklara çekmişti. Öyle ki o tarihte ancak bin kişinin yaşadığı San Francisco bu olaydan iki yıl sonra Aralık 1849’da yüz bin kişilik bir nüfusa ulaşmıştı.

Altına hücum göçmenlere umut kapısı olurken bazıları için sonun başlangıcıydı.

(daha fazla…)

Yunanistan

20 Mayıs 2015

Galipler ve Mağluplar

 

Yazı ve fotoğraflar: Yüce Ayhan

Müzik: Chris Spheeris -Invisible Hands

Tarihi, galipler ve mağluplar, kahramanlar ve korkaklar arasında geçen olaylar zinciri olarak, neredeyse bir bilgisayar oyunu tadında öğrendiğimiz için ismine aşina olduğumuz, fakat nerededir, nasıl gidilir bilmediğimiz pek çok yer vardır.

Yunanistan anakarasında gezi güzergahımızı belirlemek için harita başında oturmuş tartışırken rastladığımız iki isim benzer bir çağrışımla uğranılacaklar listesinde yerini alıverdi hemen. (daha fazla…)

Türkiye

15 Nisan 2015

Süveydiye’de Artakalanlar

Yazı ve fotoğraflar: Yüce Ayhan

Müzik: Komitas Vardapet -Dle Yaman

Duduk: Lévon Minassian

 

Ab-ı Hayat Çeşmesi’nin arkasında gördüğümüz iki katlı taş yapıya bakıyorduk birlikte.

Bu ev benimdi” diyerek yutkunup anlatmaya başladı.

Müze yapılacak diye 20 bin lira bedelle kamulaştırılmış önce kaymakam tarafından. Sonra bir sabah tahliye emriyle jandarmalar gelmiş, kapıya dayanmışlar.

Yapmayın, etmeyin” demeye kalmadan evden çıkartılmışlar, eşyaları dışarıya bir köşeye yığılmış.

Benzin döküp eşyalara çaktım kibriti o öfkeyle…Üç gün sonra da anam kahrından öldü” diyerek söze noktayı koydu Pala.

(daha fazla…)

Türkiye

15 Mart 2015

Ateşliler Komünü’nden Paşa Sancağı’na

Yazı ve fotoğraflar: Yüce Ayhan

Müzik: Göksel Baktagir- Garip (Hicaz Saz Semaisi)

Klarnet: Hüsnü Şenlendirici

Albüm: Hüsn-ü Hicaz

 

Eski bir gar binası, insansız…

Yeşilliğin ortasında bir kara tren, kadim başkentin yarım kalmış tarihi gibi kesik raylar üzerinde sessiz sedasız…

İlk büyük savaşın ardından yeniden çizilen sınırların bahtsızlığında yalnız bir istasyon…

Meşrutiyetin ilanından sonra İstanbul’u Balkanlara bağlamak üzere büyük umutlarla inşa edilen demiryolu hattı savaş sonrasında Yunanistan toprağında kalınca, kadükleşen, yerini yenisine bırakmak zorunda kalan Karaağaç’taki Edirne tren istasyonu oldu kentteki ilk durağımız.

(daha fazla…)

Yunanistan

18 Aralık 2014

Yağmur Çiseliyor

Yazı ve fotoğraflar: Yüce Ayhan

Müzik: Z. Livaneli  - Şeyh Bedreddin Destanı

Bağlama: Tufan Kumaş

 

Şehre yaklaşırken inceden bir yağmur başladı. Yaz ortasındaki bu beklenmedik tesadüfle sözcükler gayri ihtiyari dökülüyor dudaklarımızdan:

 

Yağmur çiseliyor…

Serez’in esnaf çarşısında,

bir bakırcı dükkanının karşısında…..

Yağmur çiseliyor…

 

Bir esnaf çarşısı var mıdır, tek bir bakırcı dükkanı olsun kalmış mıdır bilmiyoruz. Ezberimizdeki dizeleri mırıldanarak  ilerliyoruz sadece.

(daha fazla…)

Avrupa

12 Ekim 2014

Bavyera’da Beşinci Mevsim

 

Yazı ve fotoğraflar: Yüce Ayhan

Müzik: Will Glahe- Rosamunde (Beer Barrel Polka)

Almanların Hauptbanhof dedikleri merkez istasyonuna girdiğimizde karşılaştığımız manzara hepimizi şaşırtmıştı. Şaşırtıcı olan hem hafta ortasında, daha çalışma saatleri sona ermeden toplanmış kalabalık  hem de kalabalığı oluşturanların neredeyse tek tip giyim tarzlarıydı. Kahverengi güderiden askılı kısa pantolonları, pötikareli gömlekleri ve süslü yün çoraplarıyla erkekler, karpuz kollu beyaz gömleklerinin üzerinde  canlı renklerden seçilmiş elbiseleri, beyaz önlükleriyle kadınlar  bir figüran kalabalığıydı da sanki biz de bir film setindeydik. Oysa kıyafetlerimiz uymasa da amacımız bu kalabalıkla aynıydı: bir sonraki metro durağı, Theresienwiese.

(daha fazla…)

Yunanistan

12 Ağustos 2014

Paryanın Payitahtı

Yazı ve fotoğraflar: Yüce Ayhan

Müzik: Manos Hadjidakis- Kemal


Dü İbrāhīm āmed be-deyr-i cihān.
Yekî büt-şiken şod yekî büt-nişān
[İki İbrahim geldi cihan tapınağına
Biri putları yıkan, öteki put diken]

 

Şair Figani, Trabzon’dan göç ettiği İstanbul’da önce padişah lütfuna mazhar olmuş şehzadelerinin sünneti için yazdığı Suriyye kasidesiyle; sonra hiddetine uğramış sadrazamın.

Farsça bir beyit yüzünden iyice kamçılandıktan sonra bir eşeğe ters bindirilip şehrin sokaklarında teşhir edilen ve nihayetinde asılan şairin katli dönemin güçlü sadrazamı İbrahim Paşa’nın emriyle gerçekleştirilmiş bir iskelede.

Yazanın Figani olup olmadığı meçhul ama beyitin Mohaç muharebesinden sonra paşanın konağının önüne diktirdiği savaş ganimeti üç tunç heykele gönderme olduğu malum.

(daha fazla…)

Asya

28 Haziran 2014

Yedi Denizin Ötesindeki Ölüler


Yazı ve fotoğraflar: Yüce Ayhan

Müzik: Vadim Kiselev- Alone in the dark

(Albüm: Melancholy)

 

Birbirini izleyen üç ayrı günde, İskenderun limanından  hareket eden üç ayrı gemi -Mac ReeHaan ve Johnson-  22 gün sonra varmışlardı yedi denizin ötesine. Aynı rotayı izleyerek, Süveyş kanalında terk edip Akdeniz’i, Kızıldeniz’e geçtiler önce. İran körfezini ve Arap denizini bırakıp geride Bab-ül Mendep yani Hüzün Kapısı’ndan Aden körfezine geçip Hint okyanusuna açıldılar. Dağlar arasına sıkışmış Hazar denizinin farkına bile varmadan, Çin denizini aşınca  Busan limanına demirlediler 1950 yılının Ekim ayında.

Takribi 259 subay, 395 astsubay, 22 memur, 4414 er ve erbaş, ceman 5090 kişi topları, tüfekleri ve muhtelif yükleriyle ayak bastılar Kore toprağına.

(daha fazla…)